Kara Yel Aldı Bildiklerimi

Kara Yel Aldı Bildiklerimi

Yine bir Perşembe sabahı ayın bilmem kaçıncı günü
kalbimin kapısında hüzünlü buruk bir acı.
Aklıma düştün yine ,benimkide laf işte,
ne zaman unuttum ki.

Başım çatlayacakmış gibi ağrımakta.
Sildim guya ismini ekranımdan ama nafile,
kalpten silemedikten sonra her gün başına geçince akranın
aç aç diye çıkmaya başlıyor içimden sesler koro halinde.

Dayanamayıp ismini  kaydettim yine.
Biliyorum acı verecek her baktığımda.
sarı saçlarını ela gözlerini göreceğim,
ellerinden sıkıca tuttuğum gelecek aklıma ama olsun.
Ateşler basacak vücudumu soğuk terler dökeceğim.
kalbim sıkışacak gözlerim yaşlı ismini seyredeceğim.

Belki de yine yazdıklarıma kızacaksın,
Kız,ne dersen de ben sensiz yapamıyorum.
En azından her gördüğümde ismini
anıları ve hatıraları yeniden yaşar  avunurum.
Ben aşkına esir düşmüşüm kurtulamıyorum.
Her yazdığım şiirin alt fonu senin resimlerinle süsleniyor.
Her dizeyi sana yazıyorum ve ben sensiz yapamıyorum.
Bir saniye yok ki seni düşünmeyeyim seni hayal etmeyeyim.
Her gece her gün seninle nefes almaktayım.
Rüyalarıma girmediğin gece yok gibi,
bir şekilde içinde sen oluyorsun.
Böyle yaşanır mı hiç bilemiyorum.

Tam tamına 12.960.000 saniye geçmiş
ve ben seni hep düşünmekteyim.
Trilyonlarca saniye geçse de yine seni düşünüyor olacağım
Hiç unutmadım istesem de unutacağımı sanmıyorum.
İşte böyle yaşamaya çalışıyorum.
Bilmiyorum belki de sen çoktan silip attın beni yüreğinden,
Belki ismimi görmeye duymaya bile tahammülün yok,
belki de  ben yanılıyorum beyninde çakılı duruyorum.
Engelleri aşamadığın için kemiriyordur yüreğini de  belli etmiyorsundur.
Hep bu hayalleri kuruyorum gergef gibi yüreğimde işleyerek.
Elbet bir gün benim sevgimin büyüklüğünü anlar
ve ne olursa olsun dönmeye karar verir ve döner diye bekliyorum.

Kimseleri gözüm görmüyor.
Her bayan gördüğümde  sen zannederek göz ucuyla bakıyorum.
Olmadığını anlayınca yüzümden düşen bin parça önüme bakıyorum.
Beraber olduğumuzda dinlediğimiz şarkılar şiirler çalıyor radyolarda,
ben dalıp gidiyorum sahillere oto garlara,kuruttuğumuz güllere,
birlikte uzandığımız kumsallar,yüzdüğümüz denizler takılıyor aklıma
gözlerimden yaşlar boşalıyor.

Evet ben böyle seviyorum işte
ta iliklerine kadar hissederek,
her nefeste seni içime çekerek yaşıyorum.
Çiçeklere küstüm gittiğinden beri,
onları senin ellerinde hayal edemediğim için ilgimi çekmiyorlar artık.
Sevgisiz ellerde çiçekler soluyor çünkü.
Oysa o güzelim kır çiçekleri senin ellerinde hayat buluyordu.
Yeşerip açıyordu rengarenk.
Sen gidince çok sık sahilde balıkçı lokantasına gider oldum.
Seninle gidiyormuş gibi oluyor
seni karşımda hayal edip olabildiğince yemeği uzatıyorum,
gözlerim yaşlanarak geri dönüyorum.
Söyler misin bana böyle nasıl yaşayacağım,
nasıl dayanacağım hasretine bana bir akıl ver.
Unutmalısın deme olmuyor işte unutamıyorum.

Bu kalp bende olduğu sürece,
ellerinin sıcaklığı avuçlarımı ısıttığı,
gözlerinin her gece rüyama girdiği,
sesinin huzuru kulaklarımda çınladığı sürece unutamam.

Ben yanında yokum görüşmüyoruz ki deyip  kenara çekilebilirsiniz,
ben seni her gün her gece görüyorum.
Ya aynamda resmin beliriyor,
ya bir araç plakasında,
ya bir kır çiçeğinde,
yada bir bayanın bakışında suretin,
velhasıl her an seninleyim ve seni yüreğimde taşıyorum.
İşte böyle güzelim her gün biraz daha derinleşiyor kalbimde hasretin,
Burnumun direği sızlayarak gözümde  tütüyorsun.
Ne yediğimden ne içtiğimden nede yazdığımdan zevk almıyorum.
İşkence gibi geliyor bana yaşamak.
Yaşamıyor yaşamaya çalışıyorum sadece,
Sen ne yapıyorsun  bilmiyorum.
Beni düşünüyor musun emin değilim.
Düşünmediğin kanaati ağır basıyor, kahroluyorum.
Ara sıra ekrandan bir merhaba desen
veya arada bir cebi çaldırsan sesini duysam,
işte o zaman beni düşünüyor diye sevineceğim en azından.

Bunları yapmayınca içimi türlü düşünceler kemiriyor.
Tabi ki karar senin ne diyebilirim.
En azından dost olarak ta olsa bunları yapabilirsin.
Karar senin karışmam, sadece saygı duyarım.
Ben dertlerimle yaşamaya uğraşır dururum.
Yaksa da ayrılığın ciğerimi ben bunlara zorda olsa alışırım.
Alışmak zorundayım galiba, yok başka çarem.
Ben seni ölesiye çok sevdiğimi bütün dünyaya duyurmak için
ulusal radyolara bağlanıp sana yazdığım şiirleri okuyorum.

Birde kitap çıkarıyorum.
Basımda bir aya kadar sonra piyasaya çıkacak.
Yani sana olan aşkımı dünya bir daha duyacak.
Sana da  bir tane yollayacağım.
Kalbimi de içine koyacağım.
Her sayfasına yüreğimden serpiştireceğim.
İster oku isterse çöpe at kararı sana bırakacağım.
Daha ne diyeyim ben sana,
sevgimi hasretimi anlatmaya kelime bulamıyorum.
İsmin geldi mi aklıma bütün kelime dağarcığımı kaybediyorum,
bir kara yel alıp götürüyor bütün bildiklerimi.
Binlerce sözcük arasından sana methiye düzecek kelime bulamıyorum.
Bulsam bile gözlerin geliyor gözlerimin önüne bildiklerimi de unutuyorum.
Beni bu hallere koyduktan sonra sana ne diyeyim.
Hala terk ettiğin gibiyim hasretinle aynı yerde beklemekteyim.
Sen bir ömür gelmesen bile ben yüreğinin kapısında bekleyeceğim.
Aralık gördüğüm anda sormadan içeri gireceğim.
Şimdilik kaydı ile, sana en güzel günleri dileyerek elveda diyeceğim.

Espiyeli-Muhsin AKTAŞ
08.02.2007 saat 14.15