|
Bir Bakıştan Sızanlar 2 Daha ilk akşamda ateş bacayı sarmış,ev tutuşmuş,yanmaya başlamıştı.İçinde eşyaları da bırakarak ben çoktan senin kalp köşküne davetsiz misafir gibi taşınmıştım.Hem de gizlice sana sormadan haber dahi vermeden.Baş köşeye oturmuş birde kendi kendime ahkam kesmeye başlamıştım. Birkaç gün sonrası davet için sözleşmiştik birlikte olacaktık.Yaşadığım şehirden biraz uzakta idi. Biliyordum ki o davette sen vardın.O günü iple çekmiştim.Bir kere ateş düşmüştü yüreğime, yakıp yıkıp kül ediyordu beni.Yüzünü görmeyi sesini duymayı hayal ediyordum saatler boyu.Artık geceleri yalnız değildim.Rüyalarım silik ve fulu değildi senden sonra.Sen rüyalarımı bin bir renk çiçekle süslemeye başlamıştın.Kabus görmez olmuştum geceleri.Hep seni hayal ederek çekiliyordum odama.Hiç bir şey umurumda değildi senden gayri. Yüreğimdeki yaralar kıpırdamaya başlamış,kanlar akıp akmamakta kararsıca seni yaşamaya başlamıştı.Kendine senli bir dünya kurmaya çalışan deli gönlüm çiçek bahçelerinde sana dereceği çiçekleri seçmeye başlamıştı bile. Ben bunları düşünüp hayal ederken aracımın tekerlekleri canhıraş gayretle beni sana ulaştırmaya çalışıyordu.Yollar artık eskisi gibi sıkıcı gelmiyor, seni düşleyince seyahati seviyordum.Nihayet derdimi anlatacağım saçlarına dokunup,göğsünde uyuyacağım birini buldum diye hayaller kuruyordum.Geçekten de bu bir hayal olabilirdi.Çünkü daha bunları sana söyleyememiş, kendi kendime hayal etmiştim.İşte o zaman deli yüreğime nasıl söz geçirir sakinleştirirdim onu da bilmiyordum. Bu duygu ve düşüncelerle randevu yerine nasıl geldiğimi hatırlamıyorum bile.Hatta öylesine senli dünyalara dalmışım ki duracağım yeri kilometrelerce geçince kendime gelebildim. Nihayet mekana gelmiştim,sizlerin de yeni geldiğini gördüğümde kalbim mancınıktan fırlayan ok gibi yerinden fırlayacak oldu.Zorda olsa ellerimle kalbimi bastırmaya çalışıyordum.Göz göze geldiğimde derinlerden nazlı bir eda ila gözlerin acılarını bana doğru fırlatıyordu.Belli ki çok üzgündün.Kısacık bir selamlaşma ardından sohbet başlamıştı.Ben hem konuşuyor hem içindeki sancıların arasında kolaçan ediyordum.Gelen telefonlarla daha da üzülüyordun.Yüzün renkten renge giriyor,bazen benzin küle dönüyordu.Ben ise bir çare bulamamanın acısıyla kıvranıyordum.Çektiğin sıkıntıyı iki katıyla bende çekiyordum.Ben senin hep gülüşünü gecelerime ekmiştim.Hep öyle gülmeni bekliyordum.Bizimle konuşuyordun fakat kafan başka yerlerde sorunlarla savaşıyordu. Bedenin yanımda bir nefes ötemde fakat ruhun acılar cehenneminde yanıyordu.Ben bunu görüyor bir şey yapamıyordum.İçin için ağlıyor kalp sızılarına ortak olamaya çalışıyordum. Gülen yüzünün altındaki acılarını en iyi ben anlayabilirdim.Yıllar yılı ağlarken gülme rolü bana reva görülmüştü.Ben bu çileyi çeke çeke pişmiştim.Onun için seni çok iyi anlıyordum fakat ellin içinde elinden tutup teselli veremiyordum. Kısacık gece nede çabuk bitmişti.Gidiş saatin gelmiş ayaklanmıştın.Benim ise kalbim senden önce ayağa kalkmış önden yol almaya başlamıştı bile.Nereye gidiyorsun diyemedim.Çünkü o seninle olmaya çoktan karar vermiş bir daha benim yanıma dönmemeye ant içmişti sanki.Ruhum ve kalbim önden sen arkadan ceset torbamı arkada bırakarak çekip gitmiştiniz.Gözden kayboluncaya kadar mecalsiz bakışlarımı arkanızdan gönderdim. Artık bana kalan leşi alıp geriye dönmekti.Fakat ayaklarımda derman kalmamış oturduğum yerden kalkmak istemiyordum.Belki döner umuduyla uzatmaları oynamayı sürdürüyordum. Zorda olsa arkadaşların gidiyoruz demesiyle,hayallerini ve hüzün kokan gözlerini yanıma alarak yola koyuldum.Bir kuvvet beni arkadan çekiyordu sanki.Göz yaşlarım hiç durmadan benden özgürlük istiyordu.Verdim istediklerini boncuk boncuk yanaklarımı okşayarak salınıverdiler aşağı doğru.Karanlık gecem daha da kararmıştı artık.Her gecenin bir sabahı,her günün bir akşamı olduğu gibi, çok sıkıcı, fakat senin olmanla aydınlanan bir gece daha nihayet bulmuş,yatağımda tavandaki resimlerini seyrederek uyumuştum.Kısaca içmeden senin aşk şarabınla sarhoş olup sızmıştım.
Espiyeli Muhsin AKTAŞ 06.06.2007
|