Yürümek istemiyorum bu sokaklarda, Ayak izlerin gözlerime takılıyor oralarda. Yaşadıklarım aklıma geliyor hayallere dalıyorum. Bacaklarımın bağı çözülüyor Durup uzanıyorum bir ağacın altına. Dalıp gidiyorum maziye doğru,ne günlerimiz geçmişti şu banketlerde hatırlıyorum. Bekçinin düdük sesiyle uyanıyorum.Saat gecenin üçü olmuş. Donmuş kalmışım yaptıklarını hatırlamışım. Hani göğsüme yaslanmıştın saçlarını okşamıştım. İşte o an geldi gözümün önüne çok acı çektim. Yokluğuna lanet ederek doğruldum yerimden, Nereye gitmeyeceğimi bilmeden gün ağarıncaya kadar saatlerce yürüdüm. Unutmak için, anmamak için senin adını Ne vardı gidecek beni öksüz bırakacak,fedakarlı edemez miydin aşkımız için,ama gittin kolayı seçtin. Bir daha birlikte gezdiğimiz o parka gitmiyorum artık biliyor musun. Sana daha fazla kızmamak lanet okumamak için. İşte bıraktığın can böyle acı çekerken sen günü gün ediyorsundur. Sahillere küstüm senin yüzünden.Hep seni hatırlattığı için. Hatırlar mısın sahilde battaniyenin üzerinde güneşin batışını seyretmiştik. Dalga sesleri müzik namelerine karışıyordu.Emel sayın “pişman olurda bir gün dönersen bana geri gönül kapım açıktır çalmadan gir içeri” diyordu.Benimki artık sana kapalı, acı verse de kapalı.Başkası araladı artık o kapıyı.Senin için yerimiz yok artık anladın mı canım.
Muhsin AKTAŞ 22.07.2006
Last update:
|