Yüzünde Hüzün Saklı Koltuğa başını koyduğun resmine bakıyorum, gözlerinde hüzün,acı ile beraber karasızlık var, gözlerimden yaşlar boşalıyor tutamıyorum. yanağımdan sel gibi durmadan akıyorlar. Benim sevgilim hep böyle hüzünlümü, kaldırmalıyım yündeki hüzün perdesini, düşünüyorum karasızlık kaplıyor yüzümü, dindiremiyorum,sana acı verenlere kalbimin öfkesini.
Kendime bile öfkeleniyorum bazen, şimdide benim yüzümden mi diye, tanımasaydım diye sim geliyor içimden, ama bunu sığdıramıyorum yüreğime. Kilometrelerce öteden gözlerinden dökülen yaş, damla damla kurşun gibi gelir saplanır kalbime, önümü göremem, aşkınla olmuşum ayyaş, yanıyorum, nasıl sabahlayacağını düşündüğümde. İsyan geliyor içimden bütün gelenek göreneklere, önümüzde duran bütün engeller onlar değil mi, büyükler kıyarlar kendi onurları için sevenlere, onların aile onurları(!) var ya onlar bütün mani. Bak işte kızımın mürüvvetini gördüm derler, mutlumu değimli ilgilendirmez fazla onları, konu komşuya karşı onurları okşandı mı yeter, gel tut elimden yıkalım birlikte şu bağnazlıkları. Mutluluğumuz için baş kaldıralım bunlara, başkada çaremiz kalmadı sevgilim, şimdiden başlıyorum ben isyanlara, yeter artık daha fazla çile çekmeyelim. Bundan sonra sen olmazsan eğer, Benim için yaşamak harammış meğer, Senin için her çile çekmeye değer, Benim kalbim sevdi mi ölümüne sever. Espiyeli-Muhsin AKTAŞ 02.08.2006 saat:20.30
Last update:
|