|
Bir Bakıştan Sızanlar 1 İlk baharla yazın kucaklaştığı bir Cuma akşamı idi.İçim bomboş,bir davetle koyulmuştum yola.Yol kenarlarında rengarenk ahenkle sallanan kır çiçekleri üzgün, hüzün kokuyordu.Akşam güneşi üzerlerine düştükçe hüzünleri yüzlerinden okunuyordu.Ben ise hem arkadaşlarla sohbet ediyor hem de içimdeki tarifsiz acılarla onlara bakıyor ve yol alıyordum.Çünkü onları oradan alıp eline tutuşturacağım bir sevgilim bile yoktu artık.Bu yüzden onlara bakınca kokusunu alınca, içimdeki mağara yalnızlığı saz çalmaya başlıyordu. Her yolun bir sonu olduğu gibi, bu yolculukta kısa sürmüş ve güzelim bir ilçeye düşmüştü yolum.Bir kaç dakika hoş peş çay sohbeti derken bir şeyler atıştırmak için dışarıya çıkmıştık.İşte ne olduysa ondan sonra oluverdi birden.Arkadaş bir yemek yiyelim sonra geliriz dediler.Bunda garipsenecek bir şey yoktu tabi.Rutin bir yemekti işte.Dönüp biraz bekleyelim bir arkadaş daha gelecek onu da alalım dedi. Hiçbir şeyden habersiz,canhıraş önümüzden bir biri arkasına geçen araçlara bakarken bir güneş doğuyordu yavaş yavaş ahenk içinde.Yaklaştıkça yüzümü yüreğimi,gönlümü aydınlatıyordu olanca gücü ile.Elini uzattığında ellerim ellerinin içinden kalbine doğru yavaşça ilerliyordu.Bütün vücudumu ateş basmış buram buram terler döküyordu.Ellerinin sıcaklı yetim ve öksüz ellerimi üşümekten kurtarıyordu.Ben ise kayboluyordum gözlerinin içinde.Çoktan uçup gitmiştim arkadaşların arasından.Hayal aleminde çoktan volta atmaya başlamıştım.Yudum yudum kalbime iniyordu bakışların.Gergef gergef,nakış gibi işliyordu yüreğimi.Artık ben bende değildim.Sana kilitlenmiştim.Bakışlarım boşluğa düşmüş iç aleminde yitiğimi arıyordum.Gözlerinden, kaşlarından,kirpiklerinden,gülüşlerinden, en ufak bir işaret bekliyordum. Kafamda bin bir çeşit düşüncelerle saatler ilerliyor ben bakışlarımı senden alamıyordum. Oysa sadece bir merhaba deyip el sıkışmaktan öte seni tanımıyordum.Evli misin, bekar mı? hayatında başka biri var mı? bunların hiç birini bilmiyordum.Bu sorular beynimi bir hafriyat makinesi gibi kazıyordu.Gönlüme teselli vermeye çalışıyorum dinlemiyordu.Kalbim bu iş olmaz,gönlüm ve altıncı hissim olur diye çarpışıp duruyordu.Damarlarımda kanım harekete geçmiş bir sağa bir sola hızla dolaşıyordu.Kalbim,Kör oğlu gibi atını mahmuzlamış dağlara dehlemişti çoktan. Program başlamış ben hala kendime gelememiştim.Şiir mi okudum senimi anlamadım.Gece ilerliyor nefesim boğazıma geliyordu.Saatler dursun yanında biraz daha kalayım diye Allah’a dua ediyordum. Hep seni izliyor konuşmalarını dinliyordum.İçimde sam yeli gibi sıcacık esintiler dolaşıyordu.Ne demeliydim, nasıl konuşmalıydım her şeyi bir anda unutmuş,hafızam sıfırlanmış gibi hissediyordum.İnsanların varlığından sana söyleyeceklerim boğazıma kadar hücum ediyor ben ise zorla yutkunarak bastırmaya çalışıyordum. Artık saatler epeyce ilerlemiş tatlılar yenmiş kahveler içilmişti.Zamanı durdurmak elimde olsa çoktan ipini çeker olduğu yere mıhlardım.Bu şansımın olmadığını bilen yüreğim acı biber yemiş gibi yanıyordu.Ah bir yalnız kala bilseydim sana neler söylemezdim ki diye içimden geçiriyordum. Belli ki senin de içinde fırtınalar kopmuş,gözlerinde aradığını yıllar yılı bulamamışlığın izleri duruyordu sanki.Bakışların bunu ele veriyor,ayrılık ve acılardan izler taşıyordu.Belki yanılıyor,belki de söz dinlemez gönlümün rüzgarına kapılmış gidiyordum.İşte bu duygularla gecenin nihayetine doğru yol alıyorduk.Ayrılık saati gelip çatmaya yüz tuttuğunda soğuk sular başımdan aşağı boca edilmişçesine içim titriyor,ellerim buz kesiyordu.Siz konuşurken ben yüreğinizde sere serpe geziniyordum.Gözlerinizden gönlünüze çıkan bir yol bulmuştum nedense.İzin istemeden bir hırsız misali yürek duvarlarınıza yapışıp tutunmaya çalışıyordum. Belki bunun farkında değildiniz,belki de kararsızda olsanız ses çıkarmıyordunuz. Ayrılık saati gelmiş vedalaşıp ayrılmıştık.Daha ayrılalı birkaç dakika olmuştu,gayri ihtiyari sol yanımı yokladığımda kalbimi sende bıraktığımı anladım.Sende kalmıştı.Belki öyle olmasını istediğim için ses çıkarmamış,emin ellerde olduğu için unutmuş gibi yapmıştım. Artık kalpsiz bir ölü gibi yaşıyordum.Gece boyu bir sağa bir sola dönüp durdum.Her nereye baksam resmini görüyordum.Ben daha ulaşmadan ünlü bir ressam odalarımın bütün duvarlarını senin resimlerinle donatmıştı.Bana da doyasıya onları seyretmek düşmüştü. Sabaha karşı yorgunluğa daha fazla dayanamayan vücudum gülen resimlerini seyrederek hayallere dalıp gitmişti. İşte o gün bu gündür ben kendimde değilim.Her an her saniye senin hayalin var yanımda.Sonu ne olur bilmeden bir girdabın içinde dolaşıp duruyorum.Bir dahaki buluşma için sabırsızlıkla bekliyor,kalbimin arta kalanını,sakinleştirmeye çalışıyorum.Bu bir rüyada olsa,belki hiç başlamayacak bir hayalde olsa, sonu kısa bir hikayede olsa beynime söz geçiremiyordum.Beni hiç dinlemiyordu.İlk görüşte aşk derlerdi işte öyle bir şeydi galiba yaşadıklarım.Senden habersiz senden izinsiz bunları düşündüğüm için umarım bu garibi affedersin. Birde işin bu tarafı var ben kendi kitabım gibi almışım önüme hiçbir satırını atlamadan seni okuyorum.Belki senin bundan haberin bile yok.Bu yüzden umarım beni affedersin. Şimdi ise bu yazıyı sana ulaştırmak gerekli ama nasıl.Bu duygularımı nasıl karşılayacağını düşündükçe beynim zonkluyor,acılar içinde kıvranıyorum.Bu nedenden dolayı bu yazımı sana nasıl vereceğimi bir türlü kestiremiyorum.Umarım okuduğunda memnun olursun.Olmazsan da açıkça bana gerekçeni söylemeni beklerim.İşte harika bir gün daha bu düşüncelerle nihayete erdi.Şimdi durup senin tepkini beklemek düştü bana da. Bütün bu duygu ve düşüncelerle kal sağlıcakla.Kendine dikkat et.Görüşmek,konuşmak,birlikte Ummanlara yelken açmak dilek ve temennisi ile gözlerinden gülücükler,yüreğinizden sevgi eksik olmasın.Sağlıcakla mutlu kalın.
04.06.2007 Espiyeli Muhsin AKTAŞ
|